35 C
Diyarbakır
Salı, Haziran 22, 2021

İmralı süreci ve AKP

Yaklaşık okuma süresi: 3 dakika

Haydar Cihaner

Otuz yıllık kirli bir savaştan sonra bazı yol kazaları yaşanarak da olsa –ki hâlâ yaşanıyor- hükümet ile İmralı arasında ‘silahların bırakılması’ için görüşme süreci devam ediyor. Umarım Kürt Siyasal Hareketinin bir bütün olarak barışçıl bir dile evirilmesi adına başarılı sonuçlar alınacaktır. Bu beklentiyi önemli ve gerekli görüyorum. Kaldı ki Türkiye halklarının da süreci –bir kesim hariç- desteklediklerini kamuoyu araştırmaları göstermektedir. Bu moral -motivasyon desteğini her iki tarafın da göz ardı edemeyeceğini ve bu durumun çözümü kolaylaştıracağını düşünüyorum. Ancak şu iyi bilinmelidir ki süreç Kürt sorununun eşitlik temelinde çözümüne değil PKK’ nin silah bırakmasına endekslidir. Yani mücadele eşitlik temelinde çözüm gerçekleşene kadar devam edecektir. Çünkü PKK ve uzantılarının talepleri yok denecek kadardır. Kürtler için belki de tek kazanım mücadelenin terörize olmuş olmasından kurtulmaktır.

Ancak ilgimi çeken Erdoğan’ın “Teröristlerle müzakere yapmayacağız”,”İdam kararı yasalarda olmalıdır”, “Teröristlerle kucaklaşanlar vatan hainleridir”… Gibi sözlerinden sonra ne oldu da bu süreç terörist başı kabul edilen Öcalan merkezli başladı ve devam ediyor. Bu konu bence irdelen meye değer. Bu anlamda;

1-AKP Hükümeti 2000’li yılların başında halktan aldığı büyük bir destekle iktidar olduktan sonra ilk başlarda vesayetçi anlayış ve onların sivil uzantıları ile mücadele etmek durumunda kaldı ve bazı badireler de atlattı. Ancak zamanla iktidarını perçinledi ve muhalefetin yetersizliği ile birlikte giderek kendine olan özgüveni arttı. Hükümet bu özgüvenle Kürt sorununu derin devletin statükocu anlayışından farklı olarak kendince çözüp 2023 hedeflerine ulaşmayı arzulamaktadır. Böylece hem bu hedefine emin adımlarla yürüyecek, hem askeri vesayetin kalıntılarını ortadan kaldıracak hem de önümüzde ki yerel seçim, cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimlerde bu konuyu işleyerek halk desteğini daha da arttırabilecektir.

 

2-Kirli savaşın devlete maliyeti yüz milyar doların üzerinde bir rakam olarak telaffuz ediliyor. 2023 hedefi dünyanın onuncu büyük ekonomik gücü olan hiçbir hükümet geri dönüşümü olmayan böyle devasa bir maliyeti göz ardı edemez. Bu büyüklükte bir sermayenin yatırıma dönüşmesi durumunda kişi başına milli geliri ne kadar artıracağını siz düşününüz.

 

3-AKP Hükümeti Ortadoğu ölçütlerinde güçlü ve gerilla savaşında deneyim kazanmış bir orduya sahip olduğunun farkında olduğu kadar gerilla savaşı vermenin zorluğunu kendi ülkesindeki otuz yıllık deneyimden ve başka ülkelerin deneyimlerinden çıkartmaktadır. Kaldı ki asker ölümleri sonucu cenaze törenlerinde “Vatan, Millet, Sakarya ”nutukları atılsa da zamanla halklar arasında risk taşıyan duygusal kopuşlar başlamaktadır. Dahası bu durum halklarımız arasında küçük bir ihtimalde olsa iç çatışma potansiyelini açığa çıkarmaktadır. Nitekim bazı yerlerde bu çatışmalar yaşandı.

 

4- AKP Hükümeti; Türkiye’nin Ortadoğu’da küresel olmasa bile bölgesel bir güç olmasını hedeflemektedir. Bu anlamda dinamizmini iç savaştan bölgeye kaydırabilmek ve belki de B-C planı olarak Neo-Osmanlı stratejisini gerçekleştirebilmek için diğer bölge güçleri olan İran ve İsrail’in hakimiyet alanlarını sınırlamak istemektedir. Bunu başarabildiği takdirde bölgede Pazar ve yatırım alanlarını genişletecektir. Ancak ABD, Rusya ve Çin’in varlığı dikkate alındığında Türkiye’nin bölgede hareket kabiliyetinin ölçüsü kendi politikasından ziyade ABD ve İsrail başta olmak üzere söz konusu ülkelerin politikaları ile ne kadar örtüşebileceği ile doğru orantılıdır.

 

5- TBMM Anayasa komisyonunda çalışmaları devam eden sivil anayasanın uzlaşma ile gerçekleşemeyeceği gün yüzüne çıkmaya başladı. Zaten bu ihtimali gören AKP kendi anayasa tasarısını hazırlamış durumda ve bu anayasa tasarısı büyük ihtimal BDP ile çoğunluk sağlanarak referanduma götürülecektir.

Yeni anayasanın temel esprisi “Türk vatandaşlığı” yerine “T.C vatandaşlığı” ve “Cumhurbaşkanlığı” yerine “Başkanlık” üzerine kurulu gibi görünüyor. Erdoğan son zamanlarda yaptığı konuşmalarda “Türkiyelilik” kavramını kamuoyuna sindirmeye başladı, büyük ihtimal “Silahların bırakılması” sürecinde başarılı olursa başkanlık sistemi temel konu olacak ve kamuoyunda kabul görülür bir hale getirilecektir. Ancak Başkanlık sisteminin batı tipi değil “şark usulü” olacağı da bir gerçek. Böylece Özal olmadan ANAP’ in başına gelenler, Erdoğan olmadan AKP’nin başına gelir riski ortadan kaldırılmaya çalışılacaktır.

Kabul edelim etmeyelim AKP önümüzdeki on yılın vizyonu bakımından rasyonel düşünmektedir. Başarılı olur olmaz veya ne kadar başarılı olur bunu zaman gösterecektir. Ancak şu bir gerçek ki silahların bırakılması AKP hükümetinin tarihe geçmesine vesile olacaktır. Bu süreç başarıya ulaşırsa Kürt halkının mücadelesi de doğru yola kanalize olacaktır. PKK’nın ne istediği ve ne kazanacağı da bir muamma olmaktan öte otuz yıllık çatışmadan sonra bir hiç gibi

görünüyor.

 

20.03.2013

İlgili İçerikler

İletişimde Kalın

23,139BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
3,247TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

Son Eklenenler