33 C
Diyarbakır
Çarşamba, Haziran 16, 2021

MAHABAD CUMHURİYETİNE KÜRDLERİN İNANCI TAMDIR

Yaklaşık okuma süresi: 3 dakika

Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 75. Yıl dönümünü kutluyoruz. Bu Cumhuriyet Kürdistan tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Kürd ulusunun demokratik düzene ve demokrasiye olan bağlılığı ve tutkusunun somut bir göstergesi olan bu cumhuriyetin ruhu, bugün Güney’de federal Kürdistan’daki meşru ve ulusal Kürd iradesi tarafından sürdürülmektedir.

Kürdistan tarihinde 1940 ve sonrası önemli ulusal dalgalanmalar yaşanmıştır. Bu dönemde Kürd aydınları Doğu Kürdistan’da Kürdler arasında bir örgütlenme düşüncesi de giderek güç kazanıyordu. 1942 yılında ilk kez Komeli Jiyanewey Kurd (Kürdleri Yaşatma Örgütü), JÊKAF adı altında yarı gizli bir örgüt kuruldu. Kısaca Jekaf denilen bu örgüt bir yıl gibi kısa bir dönemde hızla örgütlendi. Sadece Mahabad’ta Komela’nın (Jekaf) 100’e yakın üyesi vardı. Örgüt, ilk ayında Nıştıman adlı bir dergi çıkarmaya başladı. Örgüt demokratik bir yapıyla işliyordu ve seçilmiş bir lideri yoktu. Qadi Muhammed sonradan örgüte katıldı. Bu dönemde Komela’nın etkin girişimiyle Encumeni Ferhengi Kurdıstan û Şorewi (Kürdistan-Sovyet Kültürel Kurumu) adlı bir kurum oluşturuldu.

Komela 1943 yılında bir toplantı yaparak örgütün merkez komitesini oluşturmaya karar verdi. Örgüt o sıralar Güney Kürdistan’da bulunan Mela Mustafa Barzani ile de yakın ilişki içindeydi.

Doğu Kürdistan’daki bu ulusal hareketlilik diğer parçalardaki Kürd milli örgütlerinde de bir heyecan yaratmıştı. Herkesin kulağı oradan gelecek muştulu bir haberdeydi. Ama bu yeterli değildi. Dayanışma gerekliydi. Bu amaçla 1944 yılında her parçadan bir olmak üzere üç Kürdistani örgüt olan  Komela, Xoybun ve Hêvi bir araya gelerek kendi aralarında Peymani Sê Sinor (Üç Sınır Antlaşması) denilen antlaşmayı kabul ettiler.

Bu antlaşma ile her 3 parçadaki Kürd örgütleri karşılıklı saygı ilkeleri içinde yardımlaşacak, dayanışma içinde olacak ve güç birliğine önem vereceklerdi. Bu antlaşma bu yönüyle Kürdistan tarihinde yurtsever güçler arasındaki güç birliğinin iyi bir örneğini oluşturuyordu.

Kürdistan’daki tüm bu sıcak dalgalanma yaşanıyorken henüz KDP kurulmamıştı. Ancak Komela dört yıl gibi bir süre içerisinde kendisini partiye dönüştürdü. Kuşkusuz bu ulusal hareketliliğe öncülük edebilecek bir demokratik parti kurulması kaçınılmazdı. Komela Merkez Komitesi tarafından 1945 yılına gelindiğinde yeni bir kararla İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin (İKDP) kurulması kararlaştırıldı.

Partinin kurulması ile çalışmalar daha fazla hızlandı. Derken koşulları uygun ve olgun gören KDP-İ 22 Ocak 1946 yılında özgürlük ilan ederek Mahabad başkentli bir Kürdistan Cumhuriyeti’nin ilanını duyurdu. Cumhuriyet bir “milli” hükümet kurarak çalışmalarına başladı.

Cumhuriyet ilk iş olarak asker toplayarak bir Milli Ordu kurmayı başardı. Kürd askerine de hükümet kararı ile Pêşmerge adı verildi. Kürdistan orduları başkomutanlığına da Mela Mustafa Berzani getirildi. Mela Mustafa’ya hükümet kararı ile General unvanı verildi. Kürd şair Yunus Dildar’ın Ey Reqib adlı coşkulu şiiri bestelenerek Milli Marş olarak kabul edildi. Cumhuriyet’in sembolü olarak bugünkü Kürdistan bayrağı o tarihte kabul edilerek ulusal bayrak ilan edildi.

Cumhuriyet ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda da önemli çalışmalar yaptı. Dayika Niştiman adı ile bir opera kuruldu. Halk kitleleri ve sivil toplum yeni yaşam tarzına göre örgütlenmeye çalışıldı.

Kuşkusuz ki bu Cumhuriyet, Sovyetlerin desteği ile kurulmuştu. Bağımsız Kürdistan Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler Örgütü tarafından da tanınmıştı. Ne yazık ki, daha sonra Sovyetler desteğini çekince on bir ay yaşayabildi. Daha sonra  ise yıkıldı ve İran devleti Kürdistan’da bir tedipleştirme harekâtına başladı.
Kürdistan Cumhuriyeti’nin gücü bağımsızlığını korumaya yetmedi. Uluslararası toplum ve BM, Kürdistan Cumhuriyeti’ne sahip çıkmadı. Doğu Kürdistan’da ancak 11 ay ömür sürebilmiş olan bu Cumhuriyet, Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti adı ile ömür sürüp 1946 yılının Aralık ayında yıkıldı. Bu onurlu Cumhuriyet Kürdistan tarihine altın harflerle yazılmıştır.

Cumhuriyet’in yıkılması ile birlikte İran devleti yeniden Kürdistan’ı işgal ederek tüm ulusal kurumları yok etti. Teslim olmayan devlet başkanı Qadi Muhammed, başbakan Hacı Babaşêx ve savunma bakanı Seyfi Qazî, daha sonra bir baskınla yakalanmış, kısa süren göstermelik bir yargılamadan sonra 31 Mart 1947 yılında idam edilmişlerdir.
Qadi Muhammed’in yargılanma sırasındaki onurlu, cesur ve ulusal davasından ödün vermeyen tavrı Kürdistan tarihindeki en önemli duruşlardan biri olarak anılmaktadır. Onun kendisinden sonraki kuşaklara sunulmak üzere yazdığı vasiyetnamesi yurtsever Kürdler bakımından adeta bir Kürdlük Sözleşmesi niteliğindedir.

Hak ve Özgürlükler Partisi HAK-PAR olarak, Kürdlerin kendilerini özgürce ifade edebildiği ilk özgür ve meşru yönetimi ve Kürdistan halkının, bağımsız ulusal devleti olan Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti’ni ve kurucularını saygı ile anıyoruz. Qadi Muhammed, Kürd milletinin onurlu direnişinin simgesidir. Yüzyıllar geçse de asla unutulmayacaktır.

Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti ve Güney Kürdistan Federal Hükümeti, Kürd Milleti’nin demokratik düzene bağlılığının en açık örnekleridir. Kürd Milleti, asla demokratik yaşam tarzından ve demokrasi ilkelerinden şaşmayacaktır. 22 Ocak 2021

Latif EPÖZDEMİR
Hak ve Özgürlükler Partisi / HAK-PAR Genel Başkanı

İlgili İçerikler

İletişimde Kalın

23,139BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
3,242TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

Son Eklenenler