26 C
Diyarbakır
Perşembe, Haziran 24, 2021

YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!

Yaklaşık okuma süresi: 2 dakika164 yıl önce Amerika’daki tekstil işçisi kadınların canları pahasına, baskı, zulüm ve yok saymaya karşı gösterdikleri direniş; tüm dünya kadınlarının bu yoldaki mücadelesine ışık tutmaya devam ediyor.
Tüm dünyada toplumların gelişmişlik durumlarına göre değişiklik gösterse de, başta güvenli yaşam olmak üzere iş yaşamında ve eğitimden yararlanmada eşitsizlik gibi sorunlar kadınların hayatında engel olarak kalmaya  devam ediyor.

Dünyada kadınlar sırf cinsiyetlerinden dolayı şiddete, tacize ve tecavüze uğramakta, canından olmaktadır. Çalışma yaşamında erkekler daha çok yönetim, üretim alanında çalışırken, kadınlar ağırlıklı olarak hizmet alanlarında çalışabilmektedir. Yine dünyanın birçok ülkesinde ucuz işgücü olarak istihdam imkânı bulmaktadır. Türkiye dâhil birçok ülkede eğitim fırsatlarından eşit faydalandırılmıyor.

Yine bugüne kadar ki tüm iktidarlarda olduğu gibi bu hükümette, ekonomik politikalarında kadını çalışma hayatının dışında tutmuştur. Kadınların çalışmasının yolunu açacak önlemler alınmamaktadır. Eğitim gören kadınlar da gerek atamalarda, gerekse kıdem almada eşit koşullarda yararlandırılmamaktadır. Genellikle kadınlar düşük ücretli hizmet işlerinde çalışmak durumda bırakılıyor.
Pandemiyle birlikte öncelikle kadınlar işinden olmuş, evdeki çocuk, yaşlı bakımı, ev halkının tüm bakımı kadının sırtına yüklenmiştir. Üstelik kapalı kaldığı sürece daha çok şiddete uğramıştır.

Kadınların güvenli yaşamasının koşulları son yıllarda oldukça gerilemiştir. Ortalama her gün 3 kadın cinayeti yaşanıyorken, bazı günlerde ise 4-5 kadının öldürülmesine de tanık oluyoruz. Adeta cins kırım halini alan bu şiddetin beslendiği damarlar var elbette.

Öncelikle yöneticilerin kullandığı şiddet ve ötekileştirici dil bir bütün olarak toplumu şiddete yönlendirmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiren gelenek, görenek, ahlak vs gibi erkeği egemen kılan toplumsal kanıtlar ise neredeyse erkek şiddetine ‘’haklı’’ gerekçe sayılmaktadır. Kadına yönelik cinayet, şiddet, tecavüz, taciz suçlarını işleyenler, yargılamalarda ‘’iyi hal, namus, hak etti’’ gibi gerekçelerle cezasız bırakılıyor, ceza alanlar da infaz yasasındaki indirimlerle salıveriliyor. Bu da failleri cesaretlendirmektedir.

Kadınları Korumaya Yönelik 6284 Sayılı Kanun’un gereği kolluk güçlerince zamanında ve yeterince yerine getirilmediği için, tehlikeler karşısında kadınlar korumasız kalmakta, canlarından olmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi’ne uygun iç hukukta düzenlemeler yapılması gerekirken, sözleşmeye konulan imzanın geri çekilmesinden bahsedilmektedir.

Devlet kolluk güçleri cezasızlıktan cesaret alarak Kürdistan illerinde Kürd kadınlarına yönelik taciz, tecavüz ve şiddet eylemlerini sürdürmektedir.

BİZ HAK-PAR OLARAK DİYORUZ Kİ;

– Kadına yönelik cins kırım boyutuna ulaşan şiddetin son bulması için bir an önce gerekli adımlar atılarak;
6284 Sayılı Yasa gereğince, Kürd kadınlarının kendi dillerinde ulaşabilecekleri şekilde ve bütün kadınların kolay ulaşabilecekleri şekilde, etkin uygulanması için gerekli düzenlemeler bir an önce yapılmalıdır.

– İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekme söylemine son verilerek, iç hukukta uyum yasaları bir an önce çıkarılarak etkin uygulanması sağlanmalıdır. Zaman kaybetmeden çocuk evliliklerini engelleyecek hukuki düzenlemeler yapılmalı.

– Çocuk ve kadınlara yönelik şiddet ve istismar faillerini cesaretlendirecek söylem ve uygulamalar bir daha gündeme getirilmemelidir.

-Kadının ekonomik yaşama eşit ve aktif katılabilmesinin koşulları mutlaka göz önünde bulundurulmalı, kadın istihdamı öncelikli hale kavuşturulmalıdır. Bu bağlamda da pandemi süresince evinden çalışan kadınlar kısa ödeneklerden yararlandırılmalı ve sağlık sigortası devlet tarafından yüklenilmelidir.

– Kürd kadınlarının her türlü kamu hizmetine ulaşmalarını sağlamak, çocuklarıyla iletişimini devam ettirebilmek, dilediği eğitimi alabilmek kısaca; en temel insan hakkı olan anadilinde yaşamını sürdürebilmek için Kürdçe’nin Türkçe’nin yanında resmi dil olması için gerekli yasal düzenlemeler bir an önce gerçekleştirilmelidir.

Yaşasın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü!

SULTAN SEZER SÖYLEMEZ
HAK-PAR Kadın Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı

İlgili İçerikler

İletişimde Kalın

23,139BeğenenlerBeğen
0TakipçilerTakip Et
3,245TakipçilerTakip Et
0AbonelerAbone

Son Eklenenler